BASK’tan AK PARTİ’ye ziyaret
Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK) Genel Başkanı Resul AKAY Başkanlığında Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Salih KAPUSUZ’u ziyaret eden BASK Heyeti kamu görevlilerinin içinde bulundukları ekonomik, sosyal ve mesleki sorunları ile BASK’ın yeni anayasadan beklentileri hakkında BASK tarafından hazırlanan dosyayı sundular.
Memur ve emeklilerin hallerinden memnun olmadığını ifade ederek sözlerine başlayan Genel Başkanımız Resul AKAY; “Malumunuz olduğu üzere Hükametinizin 10’uncu Bütçesi TBMM’ye sunulma aşamasındadır. 18 Kasım 2002 yılında kurulan AKP Hükümeti döneminde memur, emekli, dul ve yetimler halinden memnun değildir” dedi.
AKAY Açıklamasında;
MEMUR VE EMEKLİ HALİNDEN MEMNUN DEĞİL
Malumunuz olduğu üzere Hükametinizin 10’uncu Bütçesi TBMM’ye sunulma aşamasındadır. 18 Kasım 2002 yılında kurulan AKP Hükümeti döneminde memur, emekli, dul ve yetimler halinden memnun değildir.
HÜKÜMETİN KURULDUĞU sırada “bize üç yıl bize süre tanıyın, üç yıl sonra cebiniz para görecek, refah düzeyiniz yükselecek” beyanları göz ardı edilmiştir. Yüzdelik zamlarla memur ve emeklinin satın alma gücü aşınmıştır.
Açlık sınırının 900 Liraya, yoksulluk sınırının 3000 Liraya dayandığı günümüzde, 2012 Yılı Bütçesi için öngörülen 3+3 oranındaki artış hayat şartları karşısında yetersiz kalacaktır.
Memurlar ve emeklileri, çadırda otursa, eski giysilerle yetinse, yakacağa para vermese, çocuklarını okula göndermese, hastalanmasa, iş yerine yürüyerek gidip gelse, haberleşme yapmasa, karanlıkta otursa, temizliğe para ayırmasa aldığı aylık beslenmesine dahi yetmektedir.
SENDİKA UYUM YASASI ÇIKARILAMADI
Memurlara toplu sözleşme hakkı öngören Anayasa uyum yasası yürürlüğe girmediği için 2012 yılına ait mali ve sosyal haklarla ilgili pazarlıklar henüz yapılamamıştır. 2012 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısının 17 Ekim 2011 tarihinde TBMM’ye sunulması Anayasal bir zorunluluk olduğu açıktır. Bu tarihten önce 2012 Yılına ait toplu sözleşme müzakereleri yapılamayacaktır. 17 Ekim tarihine kadar sendika kanunu tasarısının hazırlanması ve TBMM’ye sunulması mümkün görülmemektedir.
UYUM TASARISINA KATKI VERMEK İSTİYORUZ
Yasaların amacı toplumun günlük yaşamını kolaylaştırmaya ve ortaya çıkacak sıkıntıları hafifletmeye yöneliktir. Toplu sözleşme yasasının asıl muradı da memurların çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek olmalıdır.
Talebimiz; yasa tasarısı hazırlıklarının aleni olması ve sosyal tarafların sürece katılımının sağlanmasıdır. Yasaların genellik, eşitlik ve adalet ilkelerine uygun olabilmesinin önkoşulu sosyal tarafların katkılarına açık olmasıdır.
Hükümetin üç konfederasyonla yasa hazırlama anlayışı doğru olmadığı gibi sağlıklı da değildir. 2,5 Milyon kamu görevlisi ile 1,5 milyon memur emeklisinin geleceğini ilgilendiren sendika kanunu tasarısının 3 konfederasyonla hazırlanması düşünülmemelidir. Bu hususun gözden geçirmesini bekliyoruz.
BARAJ VE DAYANIŞMA AİDATI
Malumunuz olduğu üzere memur sendikalarında baraj uygulaması yoktur. Bu durum İLO’nun kararları ile de uyumludur.
Hükümet, üç konfederasyonun yüzde bir ila 5 arasında baraj getirilmesine karşı çıkmalıdır. AB ile müzakere başlatan, İLO kararlarına uymayı taahhüt eden Hükümetin baraja sıcak bakması tarihi bir çelişkidir.
Sendikalara baraj getirilmesini amacı, katılımcılığı ve çok sesliği engellemektir. Bu yaklaşım tarzı ile standardını yükseltmeye çalıştığımız demokrasimiz geriye götürülecektir.
Barajla birlikte dayanışma aidatı da tasarıya dâhil etmek istemektedir. Dayanışma aidatı uygulaması Türkiye’de işçi sendikalarında uygulanmaktadır. Yetkili sendikaya üye olmayan diğer memurların masada alınan haklardan yararlanmak için yetkili sendikaya aidat ödeme zorunluluğu getiren bir sistemdir. Bu uygulama sendikal mücadelede rekabeti yok eden, sarı sendikacığı teşvik eden, siyasi ve ideolojik sendikaları kalıcı yapmayı amaçlamaktadır.
YENİ ANAYASANIN TEMEL PARAMEERTTRELERİ
TBMM’de grubu olsun veya olmasın tüm siyasi partilerden, sendika ve sivil toplum örgütlerinden anayasa komisyonuna üye alınmalıdır.
Yeni anayasanın muhtevası birey odaklı olmalıdır. Yeni anayasa demokratik hak ve özgürlükleri genişleten, temel hakları evrensel standartlara yükselten, örgütlenme özgürlüğünün önündeki engelleri kaldıran, yürütmenin alanını daraltan, yasama, yürütme ve yargıyı birbirinden bağımsız kılmayı öngören bir anlayışla hazırlanmalıdır.
Her ülkenin resmi bir dili, bayrağı ve halkının ortak adı vardır. Bir takım tekrarlardan kaçınmakla birlikte yeni Anayasada bu hususlar açıkça belirtilmelidir. TÜRK kelimesini bir etnik grubun adı değil, Türkiye’de yaşayan halkın ortak adı kabul edilmelidir. Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka, Türk milleti denir”. Veciz ifadesi esas alınmalıdır. Kaldı ki, anayasada etnik unsurları ifade etmenin hiçbir yararı yoktur.
Yeni anayasa ile halkın yönetime katılmasının kanalları açılmalıdır. Yönetim anlayışının yerine, yönetişim anlayışı egemen kılınmalıdır. Dört yılda bir sandık başına giderek kamil manada yönetime katılabilmek mümkün değildir.